1. Yüklem
Tanımı,Özellikleri,Yeri ,Türü,Sayısı
Yüklemdeki Kelime Sayısı
Yüklemsiz Cümleler (Eksiltili Cümle)
2. Özne
Tanımı ,Özellikleri ,Durumu ,Türü ,Çeşitleri,Sayısı
Öznesiz Cümleler
Özne-yüklem Uyumu
a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu
b. Tekillik-çoğulluk Uyumu
3. Nesne
Tanımı,Türü,Çeşitleri,Sayısı
4. Dolaylı Tümleç
Tanımı ,Türü ,Sayısı,
5. Zarf Tümleci
Tanımı,Türü,Sayısı
Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara
Cümle
CÜMLE
Bir duyguyu, düşünceyi,
isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde
anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir.
Bugün hava ne kadar güzel!
Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara,
“Şehir magandaları!” diye bağırasın geldi mi hiç?
ÖZELLİKLERİ:
Her cümle bir yüklem ve varsa ona bağlı diğer öğelerden
oluşur.
Cümlede yargı bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur.
İhtiyaca göre başka öğelerle desteklenir.
Geldim.
Ben geldim.
Ben buraya geldim.
Ben evden buraya geldim.
Ben evden buraya koşarak geldim.
Ben evden buraya kadar koşarak geldim.
Ben seni görmek için evden buraya kadar koşarak geldim.
Bir cümle anlam ve yargı bildiren, ek-fiille
çekimlenmiş bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve şahsa göre çekimlenmiş
bir tek fiilden (yüklem) de oluşabilir, yüklemi ve birbirini anlam
bakımından bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani
en küçük cümle tek kelimeden oluşabilir.
Öğretmenim.
Öğretiyorum.
Biz sizinde gelmeyeceğiz.
Sokaklarda, caddelerde, kaldırımlara park eden otolar yüzünden, yayaların
rahatça yürüme imkânı kalmadı artık.
Karşılıklı konuşmalarda tek
kelimeden oluşan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya bırakılmıştır
¦İnsanın elini yakmaz mı?
¦Yakmaz.
¦Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.
¦Biliyorum.
CÜMLENİN ÖĞELERİ
Cümleyi oluşturan bölümlerin her
birine öğe denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümleridir.
Bugün / alış
veriş yapmak için / çarşıya /
çıkacağım.
Anlam bozulmayacak şekilde birbirlerinden ayrılabilirler.
çıkacağım.
çarşıya / çıkacağım.
alış veriş yapmak için / çarşıya
/ çıkacağım.
Bugün / alış veriş yapmak için
/ çarşıya / çıkacağım.
]Her öğe görev ve anlam yönünden bir tek öğeye eşlik
eder; onu tamamlar. Bu öğe de yüklemdir.
Birinci derecede önem taşıyan
öğe yüklemdir.
çarşıya
/ çıkacağım.
alış veriş yapmak için / çıkacağım.
bugün / çıkacağım.
Bugün
alış veriş yapmak için
çarşıya
çıkacağım.
zaman
amaç
yer
yapılacak
bakımından
bakımından
bakımından iş
İkinci derecede önemli öğe öznedir. Sadece
yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs
ekinden anlaşılır.
Beğendi-k
“-k” eki “biz”i karşılıyor.
Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci,
dolaylı tümleç, edat tümleci ve nesnedir.
Hiçbir zaman
kader
bizi
senden
ayırmasın.
Zarf
tüml.
Özne
nesne d.lı tüml.
yüklem
Bazı cümlelerde bazı öğeler hiç bulunmaz.
Yüklemi geçişsiz fiilden oluşan cümleler nesne
almazlar.
Tarlanın sınırına gelince dinlenmek
üzere oturduk.
İsim cümlelerinde tümleçler pek sık görülmez.
Ben / de / bir varisin olmakla
/ bugün / mağrurum.
Edat
tüml.
Zarf tüml.
Öğelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde
olabilir.
Yağız atlar / kişnedi, meşin
kırbaç / şakladı.
Bir dakika / araba / yerinde / durakları.
Giden geminin arkasından / bakakaldı.
Yüklem genellikle en sondadır. Diğer öğelerin yerleri
anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur
yüklemin önündedir.
“Bu şehrin çilesini ben
çekerim yıllardır,
Hasretini ben duyarım.”
Cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Vurgu,
gerektiğinde özellikle belirtilmek istenen öğe üzerine çekilebilir, ya da
o öğe yükleme yaklaştırılır.
Ben Ankara’ya yerleştim.
Ben Ankara’ya yerleştim.
Ankara’ya en geç ben yerleştim.
Asıl yargının bulunduğu cümleler gibi, ona bağlı olan
yan cümleler de öğelerden oluşur. Öğelerden oluşan bir cümle başka bir
cümlenin öğesi de olabilir.
Vatan için ölenler
yüreğimizde yaşarlar. (amaç)
Öğeler bulunurken,
Önce yüklem, sonra özne ve
sonra tümleçler aranır.
Sorular yükleme sorulup alınan
cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.
Öğeler bulunurken tamlamalar ve
diğer kelime grupları bölünmez.
Bağlaçlar öğe sayılmamalıdır.
Bugün alış veriş
yapmak için
çarşıya
çıkacağım.
Kelime kelime
grubu
kelime
kelime
Semt belediyesine bağlı bir sağlık
ocağındadolaylı tüml.
fazla iş
özne
olmaz.yüklem
Basit muayenelerin ve müdahalelerin
dışında,zarf tüml.
yabağlaç
hastahaneyedolaylı tüml.
hastabelirtisiz nesne
sevk ederler,yüklem
ya bağlaç
ölüler için edat tüml.
defin ruhsatnamesi belirtisiz nesne
verirler. yüklem
Masasındadolaylı tüml.
bir de bağlaç
bunların koçanları
özne
olurdu.yüklem
O koçanlardan kopardığım sayfaların
arka yüzüne dolaylı t.
resimler belirtisiz n.
yapar,
yüklem
otomobil modelleri belirtisiz n.
çizer yük
ya da bağ
ilerde keşfetmeyi umduğum makineler b.siz n.
uydurur, yük
bir de bağ
tanıdığım artistlerin, ünlülerin
listesini b.li n.
çıkarırdım. yük
Az sonra zarf t.
annem
öz
gelir, yük
koçandan , dol. t.
temiz bir sayfa b.li n.
koparır, yük
ön yüzünü b.li n.
doldurur, yük
gelenin işini b.li n.
görür, yük
defin ruhsatnamesinde yukarıya dol. t.
ölenin adını b.li n.
yazar, yük
en altta dol. T.
da bağl.
hep zarf t.
kendi kaşesi ve imzası özne
olurdu. yüklem
Benim gözümde anneme ölüm karşısında
üstünlük sağlayan bir şeydiyüklem
bu. özne
Ölümü belirtili nesne
başka adreslere dolaylı tümleç
gönderirdi.Yüklem.
(Murathan Mungan, Pamukçuklar)
Şimdi bu cümle öğelerini tek
tek inceleyelim:
1.YÜKLEM
İş, kılış, oluş, hareket,
durum bildiren; haber veren; cümleyi bir yargıya bağlayan çekimli öğedir.
Araba kalabalığı şehri
yaşanmaz hâle getirdi.
Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk
da insanların birbirlerini sevip saymamalarıdır.
ÖZELLİKLERİ:
Cümlenin temel öğesidir. Cümle yargı bildiren bir söz;
yüklem de yargıyı üstlenen öğe olduğuna göre yüklemsiz bir cümle olamaz.
Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle
.........?............
cümle değil
Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da
..........?............ cümle değil
Yüklem, tek kelimeden de oluşabilir bir kelime
grubundan da.
Yaşlılara saygı, topumun geçmişine
olan saygısını gösterir.
İnsanlar birbirlerinin hakkına riayet etmeliler.
Cümle oluşturmaya yeterli olan tek öğe
yüklemdir.
Öğretmenim.
Geliyorum.
Diğer unsurlar, yüklemin anlamını desteklemek üzere
cümlede bulunur.
YERİ
Türkçede asıl öğe en sonda bulunduğu, yardımcı öğeler
daha önce geldiği için Türkçe söz dizimine göre yüklem cümlenin en
sonundadır. Bütün öğeler sıralanır, sonra bunlarla hazırlanan haber veya
yargı yükleme yüklenir.
Gökyüzünün başka rengi de varmış.
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.
Şiirde, atasözlerinde ve günlük konuşma dilinde
yüklem cümlenin sonunda değil de herhangi bir yerinde olabilir.
“Uzar gider bir sessizlik içinde
Bir uçtan bir uza Türkistan toprakları.”
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler. Sakla samanı, gelir zamanı.
TÜRÜ:
Fiil cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum
bildiren cümlelerin yüklemi çekimli bir fiildir. Bu fiil, basit, türemiş
ya da birleşik olabilir.
Fiile ait zaman ve şahıs kavramları
yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.
Bir ipte iki cambaz oynamaz.
Hiçbir zaman
Yarın buraya gelecekler.
Onlar
İsim cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum
bildirmeyen cümlelerin yüklemi de ek-fiille çekimlenmiş bir isimdir. Bu,
isim soylu herhangi bir kelime (sıfat, zamir, zarf, edat) olabilir.
Ben bir Türküm; dinim cinsim uludur.
Yeniden doğmuş gibiyim.
Tabiattaki en iç açıcı renk yeşildir.
Çık hızlısın.
Bu ek-fiiller bazen düşebilir.
İçimde en güzel duygular saklı.
Ek-fiile ait zaman ve şahıs
kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.
Gökyüzünün başka rengi de varmış.
Sayısı
Bir cümlede birden fazla özne, zarf
tümleci, dolaylı tümleç, nesne bulunabilir, ama yüklem tektir. Bir söz dizisi
içindeki yüklem sayısı cümle sayısını gösterir.
“Yağız atlar kişnedi, meşin
kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.”
“Yol onun, varlık onun,
Gerisi hep angarya.”
Yüklemdeki Kelime Sayısı
Yüklem tek kelimeden oluşabileceği
gibi bir kelime grubu da olabilir.
Bin yıldan uzun bir gecenin
bestesidir / bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar
sesidir / bu.
Dönülmez akşamın ufkundayız.
Güzel yüzü, geniş bir
gülümseyişle / ışıl ışıldı.
Yüklemsiz Cümleler (Eksiltili Cümle)
Yüklemi söylenmeyen cümlelere eksiltili (kesik) cümle
denir. Yüklemin söylenmemiş olması cümlenin anlamında eksiklik meydana
getirmez. Dinleyici ya da okuyucu cümlenin söylenmemiş kısmını ya kendisi
tamamlar ya da zaten bilinmektedir.
Kıratın
yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Az
veren candan, çok verev maldan.
Dalgalandığın
yerde ne korku ne keder.
“Seni
istikbal için önce gelmek cihana,
Ve
başkasından almak sonra geliş müjdeni,
Bir
nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana,
Aramak
her tarafta, bulmamak asla seni. (Han Duvarları)
Bazı kesik cümleler önceki cümlenin yardımıyla
tamamlanır.
Bilmiyorum
aradan ne kadar zaman geçti. Belki altı ay... Belki bir yıl.
Buralarda
hiç yol yoktur. Hatta keçi yolu bile...
¦Nerede
çalışıyordun?
¦Türk
Dil Kurumunda. (çalışıyorum)
¦Kardeşin
kaçıncı sınıfta okuyor?
¦İkinci
sınıfta.
2. ÖZNE
Tanımı
Yüklemde bildirilen işi, oluşu,
hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen
öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur.
Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan
kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı
tümleç, zarf tümleci olurlar.
Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.
Ankara
halkı kaldırımlarda yürüyememekten
rahatsız değil galiba.
Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar.
Durumu
Özne; yüklemi isim olan cümlelerde
pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir.
Hava
durgundu.
Özne, olan
Muayene
odasının kapısı
açılır.
Özne, olan, yapılan
Cevdet
Bey, bahçeyi
suluyordu.
Özne, yapan
Genç
kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu. Özne, olan
Türü
İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve
sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde
özne olabilir:
Yağız
atlar kişnedi, meşin kırbaç
şakladı
Bir dakika
araba yerinde durakladı.
Neden
sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin
önünden geçti kervansaraylar...
Dakikalar
ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.
İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.
Kapı
tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.
Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.
O, benim can dostumdur.
Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?
Köprü
altında balık tutanlar, bezgin değildi.
Türklerin
bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez.
Çeşitleri
Sözde ve gerçek özne
Sayısı
Bir cümlede birden fazla özne
bulunabilir.
Her saz,
her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bit parıltı
içinde erir.
Güneş,
yer, gök, deniz iç içe kaynaşır.
Bazı
cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.
Etrafa hoş
ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı.
Bazı
cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle
ifade edilir.
Tarih,
sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur.
Öznesiz Cümleler
Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve
tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne
söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı
şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir
öznedir.
Gizli özne bir özne çeşidi değildir.
Dün beni
aramışsın.
Sen: gizli özne
Karanlığın,
yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.
Geniş
merdivenlerden yukarı kata çıktı.
Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin
yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir.
Bu sıcakta uyunmaz.
Bu söze gülünür.
Yarın pikniğe gidilecek.
Burada kalınacak.
Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı.
Özne-yüklem Uyumu
Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk
ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir.
a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu
Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk
anlamı varsa yüklem olumsuzdur.
Yarın
herkes dersten önce kütüphanede toplansın.
Hepsi burada toplanacak.
Öznenin
olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.
Akşam
yemeğine herkeskatılmadı.
Yağmur
yağdığı için öğrencilerin tamamıgelmedi.
Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden
oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.
Üç
günden beri kimseuğramadı buraya.
Hiç
kimse bu paraya bu işi yapmaz.
Hiçbiri anlatılanlara inanmadı.
“ne....ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin
yüklemi olumludur.
Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir.
Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi.
b. Tekillik-çoğulluk Uyumu
Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de
çoğul olur.
Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.
Çocuk
annesini çağırdı.
Ali’yle
Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler.
Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut
kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda
yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme
bağlanır.
Bu
erikler çok tatlıdır.
Otlar
kurudu.
Aradan
uzun yıllar geçti.
Gözlerim
yaşardı.
Fikirler
baskıyla benimsetilmez.
Dışarıdan
bağrışmalar duyuluyordu.
Sıfatlar
çekim eki almaz.
Ordu
yola çıktı.
Martılar
bağrışıyorlar.
Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de
olabilir çoğul da.
Çocuklar
erken uyur.
Öğrenciler
teneffüse çıkmış.
Memurlar
hak aradı.
Askerler
eğitim alanında toplandı.
Öğrenciler
birer ikişer gelmeye başladılar.
Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1.,
2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki
alır.
Ahmet’le
ben yarın gideceğiz.
Ben
ve o, beraberce içeri girdik.
Bu
işi sen ve ben yapmalıyız.
Ben,
o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.
Biz,
siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız.
Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin
yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.
Sen
ve o, bu işi yapmalısınız.
Siz
ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız.
Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı
ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır.
Sayın
Vali, madalyaları elleriyle taktılar.
Cumhurbaşkanı,
okulumuzu ziyaret edecekler.
Küçük
bey henüz uğramamışlar.
Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi
belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır.
İki
çocuk içeri girdi.
Birçok
insan böyle davranışlara tepki gösterir.
3. NESNE
Tanımı
Yüklemde bildirilen ve öznenin
yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.
Dolayısıyla sadece fiil
cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim
cümleleri de nesne alabilir.
Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi
hatıralarını sayıklar.
Türk halkı bağımsızlığını,
Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.
Türü
]İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar,
tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler,
kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.
Babam gazetesini okuyor;
annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında
uyguluyordu.
İyilik eden iyilik bulur.
Ayıkla pirincin taşını.
Bugün bana ne getirdin?
Siz bunlardan hangisini
istersiniz?
Çocuk sevinçle, “Bitirdim!”
dedi.
Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran
bir tutam ottur.” demişler.
Belirtili ve belirtisiz olmak üzere
ikiye ayrılır.
Belirtme hâl eki alanlara belirtili;
yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir.
Her gün gazete okuyorum.
Gazeteyi her gün okuyorum.
]Belirtisiz nesnenin kullanılması
ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de
önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur.
Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar.
Bunu bana bir çocuk
anlatı.
Vurgulanan: herhangi bir çocuk
Bir çocuk bana bunu
anlattı.
Vurgulanan: bu
Her hafta bir kitabı
okurum.
Belirli kitaplardan birini
Bir kitabı her hafta
okurum.
Belirli bir tek kitabı
]Belirtisiz nesne daima yüklemden
hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile”
edatlarından başka bir kelime giremez.
Her hafta bir kitap
okurum.
Bu günlerde herkes böyle şeyler
anlatıyordu.
Gezi sırasında sincap bile gördük.
Bazı nesneler belirtme hâl eki
almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.
“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.
Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin
okurduk.
Sayısı
Bir cümlede birden fazla nesne
bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı
özelliği taşımalıdır.
“Gurbette duyduğum sonu gelmez
hüzünleri,
Yaprakların döküldüğü hicranlı
günleri,
Andım birer birer, acıdım kendi
hâlime.” (YKB)
Dağılmış eşyaları, titreyen
çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.
Uçurtmalar biraz gök, açık hava,
rüzgâr ister.
®Bazı cümlelerde ikinci nesne,
birincinin açıklayıcısıdır.
Surların önünde, kemerlerinden hâlâ
o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve
en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun
emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)
4. DOLAYLI TÜMLEÇ
Tanımı
“-E, -dE, -dEn” eklerini alarak
cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve
yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir.
Yer tamlayıcısı da denir.
Biz
yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.
Nice
tarihî eserler sular altında bırakılıyor.
Buğdayı
çiftçiden hep ucuza alırlar.
Baş
ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.
Büyük
bir boşlukta bozuldu büyü.
Sağ
taraftan çıngırak sesleri geliyordu.
Başımız
üstünden yorgun bulutlar geçer.
®Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer
tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları
ise her cümlede bulunabilir.
Her tarafta, yükselen otların kenarlarında,
kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle
açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.
Hâlbuki bu sergilerin getireceği
sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız.
İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları
dolaylı tümleç olabilir.
Kuleye çıkınca, sabah güneşinin
henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.
Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun
sağında kurulmuştu.
Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu.
Yer soran soru kelimelerdi de dolaylı tümleçtir?
Bu elbiseyi nereden aldınız?
Benim kalemim kimde kalmış?
Sayısı
Bir cümlede birden fazla aynı veya
farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir.
Ormanlardan, derelerden, köprülerden,
tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.
Gökalp ve arkadaşları, hem edebî
eserlerinde, hem de Türkçeyi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde
halka yöneldiler.
®Bazı yer tamlayıcıları kendinden
önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.
Her tarafta, yükselen otların
kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam
bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.
5. Zarf Tümleci
Tanımı
Yüklemin anlamını zaman, durum, yön,
miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler
ve kelime gruplarıdır.
®Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak
adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir.
Akşama
kadar çalıştık.
Toprak
derin derin ürperdi.
Bu
şiir yağmur yağarken yazdım.
Ben
resim çekmeyi de çok seviyorum.
Akşama
doğru eve varırız.
Aşağı inmişti.
İnsan
âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Bu
hastahanede aylarca kalırsa,
üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.